Moleküler yönleriyle aşk ve bağımlılık

Şiirlere, şarkılara değmeden biraz aşktan bahsedelim. Bunun için beynin “tavırlarından” yararlanacağız. Çünkü birisine sarıldığında içinde neler oluyor ve gelecekte neler olacak bilmiyorsun. Geleceği elbette bilmiyorsun ama söz konusu aşk olunca çok az senaryo var. Bu senaryolardan en yaygın olanı “aşk acısı” ve bunu da konuşacağız.  0,2 saniye içinde aşık olduğun insan, bir gün seni hayatından çıkarmayı istediğinde neden “Kalbim ağrıyor” diyorsun hiç düşündün mü? Yoksa fiziksel ağrılarla zihinsel ağrılar beyninde ortak bir bölgeyi mi kullanıyor?  Saplantı, bağımlılık ve cinsellik üçgeninde geçen bu beyin serüvenini irdelemeye başlayalım.

Summer-Love-Dekstop-HD-Wallpaper

Continue Reading

Orucun “yalnızca” kimyasal açıdan değerlendirilmesi

Yazacak o kadar çok konu varken, bir türlü odaklanamıyor oluşum nedeniyle bir çoğu taslak olarak bekliyor. Fakat bu  yazı muhtemelen başladığı gibi bitecek. Çünkü konumuz oruç. Tabii çok hassas bir konu olduğu için hemen yazının “asıl” amacını açıklamak istiyorum. İHA sitesinde bugün “Oruç yaşlanmayı geciktiriyor” başlıklı bir haber okudum. Haber tamamen insanları oruç tutmaya yönlendirme odaklı uçsuz bucaksız ve kısmen hatalı bilgiler içeriyor. Ben de haberdeki bilgileri düzeltmek istedim. Yoksa oruç tutulmasına KESİNLİKLE karşı değilim. Bu yazı tamamen insan vücudunun İŞLEYİŞİ hakkında sizlere bilgi vermeyi amaçlıyor. Haberden alıntılar yaparak, doğrusunu açıklayacak ve yazıyı bitireceğim. Hepsi bu kadar :) Hatta haberdeki doğrulara da işaret edelim ki, yazıdaki iyi niyet belli olsun.

UZMAN DOKTOR-  Bedenimizi ve irademizi disipline sokan oruç, açlık sınırında olan insanları anlamayı ve gün içinde hoşgörüyle hareket etmeyi öğretirken, zihnimizin de daha pratik çalışmasına fırsat verir.

humanbody

Continue Reading

Denizlerde başlayan navigasyonun hikayesi

Dün Yandex.Navigasyon uygulaması üzerinden bir adres ararken bunun ne kadar büyüleyici bir kolaylık olduğunu düşündüm. Elbette büyüleyici olan beni istediğim yere ulaştırması değildi. Navigasyon teknolojisinin geçmişini merak edip araştırmaya başlayınca oldukça heyecanlandım. Sakın 50 senelik bir geçmişi vardır diye düşünmeyin. İnsanların konum bilgisi “hastalıkları” ilk dönem gemiciler sayesinden açığa çıktı. Yıldızı, güneşi, derinliği, uzaklığı, enlemi vb. hesaplamaya çalışma arzuları sayesinde, navigasyonun günümüzdeki halini aldığını net şekilde söyleyebiliriz. Mesela sudaki ilk sonar “cihazının” MÖ 3000′lere kadar uzandığını biliyor muydunuz? Eski Mısırlılar basit bir odun parçası kullanarak suyun derinliğini ve kıyıya olan uzaklıklarını ölçerlermiş. Bunu yaklaşık 1500 sene boyunca kullanılan ve konum bilgilerinin hesaplanması adına ilk kanıt olarak aklınızda tutabilirsiniz. Yazıya Mısır’da yaşamış olan Batlamyus (Klaudyos Ptolemaios) ile devam edelim.

Continue Reading

Beyin; %10, Mozart ve “tuhaf” bağımlılıklarımız

Bu uzun zamandır yazmak istediğim bir konuydu. Aylarca erteledim. Aslında aralara hep başka konu başlıkları girdi. Onlarda gayet keyifli yazılar. Merak edenler bu konu başlığının altında kalan ilk dört yazıyı inceleyebilir. Beynimiz üzerine küçük bir parmak kesiğine yorduğumuz kadar kafa yormuyoruz. Sanırım bildiğiniz tek şey, herkesin beyinlerinin sadece %10′luk bir kısmını kullanıyor oluşu olabilir. Oysa bu 100 yıldan daha da eski, koca bir yalan. Tüm insanlar beyinlerinin tamamını kullanırlar. Peki, %10 hikayesi nasıl doğru? Tabii ki farelerden. Hemen anlatalım:

brain

Continue Reading

Yıldızlara yolculuk: Roketlerin evrimi

Aldrin_Apollo_11

Uzay Yarışı’yla ilgili bildiğimiz tek şey Neil Armstrong dostumuzun Ay’a ayak basmasından ibaret. Hatta bir çoğumuz Neil’ın ardından gelen Buzz Aldrin ismini hiç duymamış bile olabilir. Tabii bu sizin suçunuz değil. Böyle bir konu açıldığında muhtemelen vereceğiniz cevap Neil Armstrong olacak. Oysa bu muhteşem yarışın bir de Rusya – yazı içinde Sovyetler diyeceğiz- ayağı vardı. Hatta uzayın altını üstüne getirme fikri de bir Rus matematik öğretmeni sayesinde gündeme gelmişti. Profesör değil evet; sadece öğretmen. İsmi Konstantin Tsiolkovski. Tsiolkovski 1903 senesinde bir takım hesaplamalar yaparak; sıvı hidrojen / sıvı oksijen ile roketlerin hepsini uçurmanın mümkün (Tsiolkovsky roket denklemi) olduğunu söylüyor. Bu yazı içinde roketlerin evrimiyle ve bunun uzay yarışına olan etkisini ele alıyoruz.

Continue Reading

Hızlanan dünya; kısalan mesafeler, keyifli yolculuklar

Geçtiğimiz haftalarda 1800′lü yıllarda dolaşmaktan keyif aldığımdan bahsetmiştim. Bu sayede fotoğraf teknolojisi ve modern anestezi gibi yazılar ortaya çıktı. Üçüncü yazı yine bu yıllarla ilgili ve buhar enerjisinden yola çıkıyor. Birkaç saatlik araştırmanın sonucunda ilginç bilgiler edindim. Şimdi posta arabalarından başlayıp buharla çalışan trenlere, hızlı yelkenlilere ve Doğu Ekspresi’ne kadar uzanan bu yazı sayesinde karada ve denizde gerçekleşen tarihi gelişmelere göz atmaya başlayalım.

Continue Reading

153 yıl önce başlayan otomobil serüveni

Bu aralar yazdığım konulardan oldukça keyif alıyorum. Çünkü hepsi hakkında gelişigüzel bilgilere sahiptim. Haliyle araştırırken öğrenmiş oldum. Merak edenler için 1,23. Bu yazı otomobillerle ilgili. Aslında otomobillere karşı pek ilgimin olduğunu söyleyemem. Yani “herkesin” futboldan anladığı kadar ben de otomobilden anlıyorum. Şimdi Ford, Cadillac, Benz, Daimler ve Maybach efsanelerine dalış yapalım. Çünkü çok müthiş fotoğraflar ve bilgiler var.

Yazı öncesinde etraftan çok not topladım. Web siteleri, kitaplar vs. derken gereksiz uzun bir yazı olmuştu. Siz gözden geçirilmiş halini okuyacaksınız.

 hendri-ford

Continue Reading