<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ayberk Kimsesiz</title>
	<atom:link href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 18:02:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Tablet deneyimi &#8211; iPad 2</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/tablet-deneyimi-ipad-2/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/tablet-deneyimi-ipad-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2011 22:12:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi tablet]]></category>
		<category><![CDATA[idefix e-kitap]]></category>
		<category><![CDATA[idefix kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[ios 5]]></category>
		<category><![CDATA[ipad 2]]></category>
		<category><![CDATA[ipad 2 flash]]></category>
		<category><![CDATA[ipad 2 uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[tablet gerekliliği]]></category>
		<category><![CDATA[tablet pil ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[tablet rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=683</guid>
		<description><![CDATA[iPad 2 kullanıcısıyım. Türkiye&#8217;ye geldiği günün sabahı satın aldım. Yazıda biraz deneyimlerimden bahsedeceğim. Ne kadar uzun bir yazı olur bilmiyorum ama ülkedeki kullanıcılar tabletleri konumlandırmakta sorun yaşıyorlar. Bunun başlıca sebepleri var. Birincisi her şeye sahip olma arzusu, ikincisi de &#8220;ben &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/tablet-deneyimi-ipad-2/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>iPad 2 kullanıcısıyım. Türkiye&#8217;ye geldiği günün sabahı satın aldım. Yazıda biraz deneyimlerimden bahsedeceğim. Ne kadar uzun bir yazı olur bilmiyorum ama ülkedeki kullanıcılar tabletleri konumlandırmakta sorun yaşıyorlar. Bunun başlıca sebepleri var. Birincisi her şeye sahip olma arzusu, ikincisi de &#8220;ben neleri seviyorum&#8221; sorusuna bir türlü verilemeyen cevaplar. Tabletleri herhangi bir ürün grubunun yerine yerleştirmemek gerekiyor. Bir dizüstü sahibi olmanız, aynı zamanda tablet sahibi olmanıza engel değil. Alışkanlıklarınızı bir kağıda yazabilirsiniz. Karar vermenizi hızlandıracaktır. Birkaç maddeyle yazıyı detaylandıralım.</p>
<p><span id="more-683"></span></p>
<ul>
<li>Tablet cihazlarla hiçbir zaman bir masaüstü konforuna ve yeteneklerine &#8211; grafik, video, ses düzenleme işleri gibi- erişemeyeceksiniz. Kendinizi kandırmayın. Dürüst olun. Eğer bu işlerle ciddi şekilde ilgileniyorsanız, böyle bir şeyi aklınızdan bile geçirmezsiniz. Amatör ruhunuz varsa biraz merak eder geçersiniz. Ki amatörlerin durumu daha açık; kendinizi yetiştirmek istiyorsanız doğru masaüstü bilgisayarınıza koşun.</li>
<li>Tablet bilgisayarı zoraki hislerle bir şeyin yerine yerleştirmeyin. Ben yazı yazma dönemlerinde dizüstü bilgisayarımı açarım. Dergilerimi okumak ve oyun oynamak istediğimde de tableti kullanıyorum.</li>
</ul>
<div>
<div id="attachment_684" class="wp-caption aligncenter" style="width: 640px"><img class="size-full wp-image-684 " title="Dergiler" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/newscientistpopularphotography.png" alt="Dergiler" width="630" height="417" /><p class="wp-caption-text">Dergiler</p></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Oyun tarafında ilginç noktalar var. Ben hala iPad 2&#8242;deki grafik işlemcisini &#8220;ağlatabilecek&#8221; bir oyunla karşılaşmadım. Yeni FPS oyunlarını sadece tecrübe edinmek için kurup oynuyorum. Fakat üreticiler 1. nesil iPad&#8217;i yüzüstü bırakmak istemiyorlar.</li>
<li>Tabletlerdeki oyun deneyimi yüz güldürüyor. Eğlenceli ve konsantrasyon gerektiren oyunlarla tanıştım. Masaüstü bilgisayarda oyun oynamıyorum. Atari salonlarında bir dönem vakit geçirmiş olmamın etkisiyle &#8220;basit görünümlü&#8221; sıkı oyunlar ilgimi çekiyor. Bunun anlamı şu; sahip olduğunuz masaüstü bilgisayarda oyun oynamıyor olmanız, tabletlerde de bu şekilde devam edeceği anlamına gelmiyor. Çok farklı deneyimlerden bahsediyoruz. Belki de en fazla zamanı oyunlara ayıracaksınız.</li>
</ul>
<div>
<div id="attachment_688" class="wp-caption aligncenter" style="width: 373px"><img class="size-full wp-image-688    " title="Oyunlar" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ipad2oyunlar.png" alt="Oyunlar" width="363" height="484" /><p class="wp-caption-text">Oyunlar</p></div>
</div>
<ul>
<li>Ben 3G konusunda hiç tereddüt etmedim. Sahip olduğum tabletin yalnızca Wi-Fi desteği var. Satın almadan önce sadece birkaç dakika bulunduğum yerleri ve akıllı telefonumun olanaklarını düşündüm. 3G desteğinden yararlanmak için ayrıca bir data paketi de satın almak gerekecekti. Fakat GSM hattıma tanımlı olan 1GB&#8217;lık bir paketten yararlanıyor olmam, çok acil durumlarda akıllı telefondaki EDGE veya 3G bağlantısını tabletle paylaştırmama olanak tanıyor. Eğer telefonunuzda &#8220;Hotspot / Taşınabilir ortak erişim noktası&#8221; özelliği varsa, satın alacağınız tabletteki 3G gerekliliğini yeniden düşünebilirsiniz.</li>
</ul>
<div>
<div id="attachment_697" class="wp-caption aligncenter" style="width: 388px"><a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ipadhotspot.png"><img class="size-full wp-image-697  " title="iPad 2 Hotspot" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ipadhotspot.png" alt="iPad 2 Hotspot" width="378" height="504" /></a><p class="wp-caption-text">iPad 2 Hotspot</p></div>
</div>
<ul>
<li>Okuyun! Okumaktan korkuyor ve sıkılıyoruz. Tablet satın almayı düşündüğüm zamanlarda, okuma alışkanlıklarıma ne katacağını pek kestiremiyordum. Fakat şimdi PDF&#8217;lerin güzelliğini daha iyi anlıyorum. PDF dışında e-kitap tarafına pek güzel hisler beslemiyorum. Apple&#8217;ın mağazasındaki kitapların bir imajı var. İç sayfa dizaynları ve kullanılabilirlik yeterli.  Fakat İdefix&#8217;in uygulaması üzerinden okuduğunuz kitapların hiçbir çekiciliği yok. Aşağıdaki görüntüyü inceleyin.  Soldaki görüntü İdefix&#8217;in Kitaplık uygulamasındaki e-kitaplardan bir tanesine ait. Sağdaki de Apple&#8217;in iBooks uygulamasından bir sayfa. Ülke olarak dünyanın en az okuyan insanları arasında yer almamızdan ötürü, İdefix&#8217;in kendi uygulamasına çeki düzen vermesi gerekiyor. Ben PDF dergi dışında hiçbir şey okumuyorum.</li>
</ul>
<div>
<div id="attachment_699" class="wp-caption aligncenter" style="width: 640px"><img class="size-full wp-image-699 " title="iPad 2 ve E-Kitap" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/ekitap.png" alt="iPad 2 ve E-Kitap" width="630" height="429" /><p class="wp-caption-text">iPad 2 ve E-Kitap</p></div>
</div>
<ul>
<li>Peki ya yaratıcılık, üretkenlik? Samimi olmam gerekirse, tabletlerdeki video uygulamaları vs biraz heveslik. Evet, çok merak ediliyor olabilir. Hatta bu konudaki çoğu uygulama ücretli. Yani bir şeyler iddia ediyorlar. Fakat bizim gibi adamlar, bu uygulamalar başında gereğinden fazla vakit geçirmenin zorunlu olduğunu biliyor. Bu deneyimi yaşamak için lütfen tabletleri tercih etmeyin. Orada kaybedilen zamanı, masaüstü platformundaki bir uygulamaya ayırırsanız daha hızı yol alırsınız. Elbette merak etmek hakkınız. Hatta çok küçük çaplı, çocuk işi, eğlenmelik işler peşinde koşabilirsiniz. Yalnızca vaktinizin değerli olduğunu unutmayın ve sırf sahip olduğunuz cihazı yere göğe yerleştirmek için etrafınızdaki insanları yanlış yönlendirmeyin.</li>
<li>İnternet gezintilerine değinmeme gerek yok. Çünkü piyasadaki tüm tablet ürünleriyle aynı deneyimi yaşayacaksınız. Apple tarafında Flash yerine HTML5&#8242;e destek verme durumu var. O konuda Adobe Flash&#8217;ın tabletlerin pil ömrüne olan olumsuz etkisinden söz ediliyor. Donanım tabanlı flash hızlandırma olsa dahi, bu fazladan güç ihtiyacı demek. Yani Flash desteği arıyorsanız Android tabanlı tabletlere yönelin. Ülkede Motorola Xoom ve Samsung Galaxy Tab 10.1 gibi güçlü ürünlere erişebilirsiniz. Benim önerim Samsung Galaxy Tab 10.1.</li>
<li>iPad 2 üzerinde video izlemek istediğim zaman Youtube uygulamasını kullanmam yeterli oluyor. Eğer başka amaçlarda Adobe Flash desteğine ihtiyacınız varsa iPad 2&#8242;den ve arkasından gelecek olan diğer iPad&#8217;lerden uzak durun.</li>
<li>Elbette dizileri unutmadım. Evet, tabletten yararlandığım bir diğer etkinlikte dizi izlemek. 720p diziler izliyorum. Önerebileceğim program <a href="http://itunes.apple.com/us/app/oplayer-hd/id373236724?mt=8" target="_blank">OPlayer HD</a>.</li>
</ul>
<div><strong>Ben neden iPad 2 aldım?</strong></div>
<p>Bir tablete ihtiyacımın olup olmadığını hiç düşünmedim. Eğer bir tablet satın aldıysanız, kendinizi tanıma sürecine girmişsiniz demektir. Şu soruyu kendinize SORMAYIN: &#8220;Bir dizüstü sahibiyim acaba ihtiyacım var mı? Hatta masaüstü bilgisayarım bile var.&#8221; Soruyu şöyle değiştirmeniz gerekiyor: &#8220;Acaba elimdeki tableti değiştirmeme gerek var mı?&#8221; iPad 2&#8242;yi öncelikle beklediğim gibi bir donanıma ve piyasadaki tüm tabletlerden daha uzun bir pil ömrüne sahip olduğu için tercih ettim. Android&#8217;e kıyasla daha anlaşılır ve basit. Basitliğin önemine değinmek için ayrı bir yazı hazırlayacağım. Eski yıllardaki  &#8221;ne kadar karmaşa o kadar ilgi&#8221; yöntemi artık geride kaldı. Maddi imkanlarınızın ışığında bir tablet deneyimi yaşayabilecek konumdaysanız, düşünmeyin. Mağazaya girin. Satın alın, eve dönün ve çocuklarınızla hatta eşinizle (belki babanızla) eğlenmeye başlayın. Bu kadar kolay.</p>
<blockquote><p>Marka bağımlılığı ve taraftarlığı sizi internet dünyasındaki en kokulu yere yerleştirir. Teknoloji satın alma süreci zekadır. Satın aldığınız ürünü savunmakta sanattır. Eğer ürünün yetersiz olduğu konuları bir şekilde büyülü hallere sokmaya çalışıyorsanız, siz aptalsınız. Aptallık ne yazık ki kalıcıdır. Birilerinin size aptal olduğunuzu söylemesine gerek yok. Eğer her sabah aynı sinir ve kabına sığmaz bir halde uyanıp, hakaretler eşliğinde bir şeyler yazıyorsanız, siz aptalsınız.</p></blockquote>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Ftablet-deneyimi-ipad-2%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/tablet-deneyimi-ipad-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara filtreleri işe yarıyor mu?</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/sigara-filtreleri-ise-yariyor-mu/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/sigara-filtreleri-ise-yariyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Sep 2011 23:10:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[filtre yararı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara filtre]]></category>
		<category><![CDATA[sigara kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[sigara nikotin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=661</guid>
		<description><![CDATA[Günün bu saatlerinde serbest takılıyorum. Genelde merak ettiklerimi not alır ya da aklımda tutarım. Ardından biraz araştırmayla gerekli bilgiler elde ediliyor zaten. Baştan söyleyeyim; sigara kullanmıyorum. Sigara kullanan arkadaşıma dudaklarının arasındaki filtre görevi gören &#8220;şeyi&#8221; sordum ama hiçbir fikri yoktu. &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/sigara-filtreleri-ise-yariyor-mu/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günün bu saatlerinde serbest takılıyorum. Genelde merak ettiklerimi not alır ya da aklımda tutarım. Ardından biraz araştırmayla gerekli bilgiler elde ediliyor zaten. Baştan söyleyeyim; sigara kullanmıyorum. Sigara kullanan arkadaşıma dudaklarının arasındaki filtre görevi gören &#8220;şeyi&#8221; sordum ama hiçbir fikri yoktu. Böylece bu küçük yazıyı yazmak için bir nedenim oldu.</p>
<div id="attachment_664" class="wp-caption aligncenter" style="width: 410px"><img class="size-full wp-image-664" title="Filtre" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/Cigarette_FiltersBIG.jpg" alt="Filtre" width="400" height="280" /><p class="wp-caption-text">Filtre</p></div>
<p><strong>Filtre gerekliliği</strong></p>
<p>Sigaranın akciğer kanserine neden olduğunun ortaya çıkmasıyla beraber üreticiler zor durumda kaldı. Haliyle insanları ikna etmek zorunda olduklarından, sigaralara filtre takviyesi yapmaya başladılar. Filtreler sentetik bir fibröz ( lif ) kitleden ibaret. Pamuklu ve lifli gibi görünmesinin nedeni selüloz asetat isimli plastik türünden kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Çalışma sistemi</strong></p>
<p>Gayet basit ama pek yararlı değil. Filtre içindeki lifler, buhar ve katranı tutuyor. Bu yöntem sağlıksız dumanı azaltmadığı gibi bağımlılık tarafında kimyasal aromalar ve nikotinin rol alıyor olması, filtrenin işlevini önemsiz kılıyor.</p>
<blockquote><p><em>Nikotin&#8217;i kokainle bir tutabilirsiniz. İkisi de beyindeki ödül yollarını uyarıyor. Bu konuya ayrı bir günü ayıracağım. İlginç bilgiler var.</em></p></blockquote>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fsigara-filtreleri-ise-yariyor-mu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/sigara-filtreleri-ise-yariyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prometheus</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/prometheus/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/prometheus/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Sep 2011 15:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[eski yunan]]></category>
		<category><![CDATA[meşale neden taşınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[olimpiyat meşalesi]]></category>
		<category><![CDATA[prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ayberkkimsesiz.com.tr/?p=651</guid>
		<description><![CDATA[Eski Yunan tanrıları &#8220;çok kafa&#8221; adamlar. Mesela Zeus insanların ateşe ulaşmasını engellemişti. Tabii günümüzde de devam eden kafa tutma, direnme, hak arama gibi hareketler o zamanlarda da varmış. Prometheus&#8217;u aklınızda tutun. Çünkü tanrıların dağından bir tutam ateş çalıp &#8211; ki &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/prometheus/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski Yunan tanrıları &#8220;çok kafa&#8221; adamlar. Mesela Zeus insanların ateşe ulaşmasını engellemişti. Tabii günümüzde de devam eden kafa tutma, direnme, hak arama gibi hareketler o zamanlarda da varmış. Prometheus&#8217;u aklınızda tutun. Çünkü tanrıların dağından bir tutam ateş çalıp &#8211; ki bu ateş tanrısı Hephaistos&#8217;un ocağına dadandığı anlamına geliyor- gezegenimize indiren arkadaş bu. Aynı zamanda Olimpiyat Oyunları&#8217;nda Yunanistan&#8217;dan başlayan meşale taşıma yolculuğunun kaynağı da Prometheus&#8230;.</p>
<div id="attachment_652" class="wp-caption aligncenter" style="width: 340px"><img class="size-full wp-image-652" title="Prometheus" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/09/prometheus.jpg" alt="Prometheus" width="330" height="471" /><p class="wp-caption-text">Prometheus</p></div>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fprometheus%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/prometheus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polyface çiftliği ve doğrudan satış</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/polyface-ciftligi-ve-dogrudan-satis/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/polyface-ciftligi-ve-dogrudan-satis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2011 22:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik arsa]]></category>
		<category><![CDATA[çiftlik satın alma]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan satış]]></category>
		<category><![CDATA[polyface]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye çiftlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=554</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım daha önce duymadınız. Ben de birkaç gün önce denk geldim ve biraz araştırdım. İlgimi çeken yönleri oldu. Polyface 550 dönümlük bir çiftlik, kurucusu da Joel Salatin. Görüşleri diğer tarım firmalarıyla kesişmiyor. Tabii günümüzdeki popülaritesi göz önüne alındığında, bu duruşunun &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/polyface-ciftligi-ve-dogrudan-satis/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım daha önce duymadınız. Ben de birkaç gün önce denk geldim ve biraz araştırdım. İlgimi çeken yönleri oldu. Polyface 550 dönümlük bir çiftlik, kurucusu da Joel Salatin. Görüşleri diğer tarım firmalarıyla kesişmiyor. Tabii günümüzdeki popülaritesi göz önüne alındığında, bu duruşunun karşılığını da almış. Bilindiği üzere çoğu çiftlik, hayvanlarını mısırla beslemekte bir sakınca görmez. Bunun firmaya dönüşü biraz daha maliyetle ilgili ve mısırın yanı sıra antibiyotik takviyeleri de kullanılıyor. Polyface buna karşı&#8230; Çiftlikteki tüm inekler otlarla besleniyor. Antibiyotiklerin adı bile anılmıyor.</p>
<p><span id="more-554"></span></p>
<p style="text-align: center;">&nbsp;</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: left;">
<dl id="attachment_555" class="wp-caption aligncenter" style="width: 584px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-555 " title="Polyface" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/Polyface.jpg" alt="Polyface" width="574" height="355" /></dt>
<dd class="wp-caption-dd">Polyface</dd>
</dl>
</div>
<p>Çiftlik hiçbir ürününü nakliye sisteminde mundar etmemiş. Sizi ayağına çağırıyor. Mesela merakınıza yenik düşer de bir gün Virjinya&#8217;daki Polyface&#8217;e adım atarsanız, muhtemelen çiftliğin her noktasına erişiminiz sağlanacak. Dolaşım serbest. Bu sayede firmanın ürünlerini nasıl satışa hazırladığını canlı olarak görebiliyorsunuz. Bu sıra dışı özgüven ve samimiyet yüzünden çiftliğin düzenli ziyaretçileri &#8211; doğal olarak müşterileri- var. Birçok aile yalnızca temiz / sağlıklı et satın almak için 250 km yol katediyor.</p>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fpolyface-ciftligi-ve-dogrudan-satis%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/polyface-ciftligi-ve-dogrudan-satis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stanley Kubrick gibi olmak?</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/stanley-kubrick-gibi-olmak/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/stanley-kubrick-gibi-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2011 15:36:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[fikir bulmak]]></category>
		<category><![CDATA[fikir ertelemek]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[stanley kubrick]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli ertelemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=538</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;deki internet kullanıcıları / girişimcileri atıl durumda hayatlarını sürdürüyor ve &#8220;hayallerini yaşıyor&#8221;. Pastanın küçük bir dilimde de yalnızca bir şeyler yapmaya başlayabilen &#8211; ki bu atıl durumda olmanın 10 kat gücündedir- kullanıcılar var. Aslına bakarsanız hemen hemen hepsi  &#8220;bir şeyler &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/stanley-kubrick-gibi-olmak/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;deki internet kullanıcıları / girişimcileri atıl durumda hayatlarını sürdürüyor ve &#8220;hayallerini yaşıyor&#8221;. Pastanın küçük bir dilimde de yalnızca bir şeyler yapmaya başlayabilen &#8211; ki bu atıl durumda olmanın 10 kat gücündedir- kullanıcılar var. Aslına bakarsanız hemen hemen hepsi  &#8220;bir şeyler yapmalarının&#8221; karşılığını alıyor. Peki arkada kalanlara ne oluyor?</p>
<p>Sanırım Youtube, Facebook, Twitter ve özel bir kitleye hitap etse de Digg / Reddit gibi fikirler mutlaka aklınıza gelmiştir. Hatta milyar dolarlık bu oluşumların bugünkü halini gördüğünüzde de aynen şöyle dediniz; &#8220;Bu fikir aklıma gelmişti ama bir türlü gerekli hamleyi yapmadım. Harekete geçmedim. Aslında şimdi milyon dolarlık bir adamdım!&#8221;. Oysa bu düşünce insanın düşebileceği en zavallı durumdur. Fikirler hiçbir zaman kazandırmaz. Fikirleri planlamak, fikirler üzerine konuşmakta buna dahil. Sıra dışı bir fikir yoktur. Aynı anda binlerce kişiyle aynı fikri / düşünceyi paylaşabilirsiniz. Yalnızca &#8220;bir şey yapmaya başlayın&#8221; ve fikrinizi toza dumana karıştırın. Hayata geçirilmiş bir fikir, mantığınızın sanrısal konumdan kurtulmasına neden olacaktır.</p>
<p><span id="more-538"></span></p>
<div id="attachment_546" class="wp-caption aligncenter" style="width: 356px"><img class="size-full wp-image-546" title="Stanley Kubrick" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/tn2-stanley-kubrick-1-1.jpg" alt="Stanley Kubrick" width="346" height="449" /><p class="wp-caption-text">Stanley Kubrick</p></div>
<p>Stanley Kubrick&#8217;in bu yazıya örnek olabilecek <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000040/bio"><span style="color: #ff0000;">şöyle bir yönlendirmesi</span></a> var.  Buraya da ekleyelim. Sorulan soru yönetmenin mesleğiyle alakalı ve öğrencilerin aldığı cevap aşağıdaki gibi;</p>
<blockquote><p>Basit bir kamera ve bir film bulun. Sonra biraz film çekin, ne çektiğiniz önemli değil.</p></blockquote>
<p>Planladığınız işlerin neresinden ilk adım atılıyorsa bu adımı atın. Mesela film çekmek istiyorsanız kameranın üzerindeki &#8220;kayıt&#8221; düğmesine dokunmanız yeterli.</p>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fstanley-kubrick-gibi-olmak%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/stanley-kubrick-gibi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enerji içecekleri: Yalnızca kafein depoları değil</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/enerji-icecekleri-yalnizca-kafein-depolari-mi/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/enerji-icecekleri-yalnizca-kafein-depolari-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 May 2011 15:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[arjinin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[basit şeker]]></category>
		<category><![CDATA[coca cola şeker miktarı]]></category>
		<category><![CDATA[enerji içecekleri]]></category>
		<category><![CDATA[kafein yararları]]></category>
		<category><![CDATA[kafein zararları]]></category>
		<category><![CDATA[l-arjinin nedir]]></category>
		<category><![CDATA[red bull içeriği]]></category>
		<category><![CDATA[red bull idman]]></category>
		<category><![CDATA[red bull zararlı mı]]></category>
		<category><![CDATA[taurin kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[taurin yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[Enerji içeceği dediğimizde aklımıza ilk olarak Red Bull geliyor. İçecek tarafını domine etmiş durumda ve bilen / bilmeyen arasındaki farkı da kapatıyor. Red Bull içenler gerçek anlamda bir &#8220;aydınlanma&#8221; ve &#8220;canlanma&#8221; sürecine giriyorlar. Fakat bu etkinin kaynağını, sebebini araştıran pek &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/enerji-icecekleri-yalnizca-kafein-depolari-mi/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji içeceği dediğimizde aklımıza ilk olarak Red Bull geliyor. İçecek tarafını domine etmiş durumda ve bilen / bilmeyen arasındaki farkı da kapatıyor. Red Bull içenler gerçek anlamda bir &#8220;aydınlanma&#8221; ve &#8220;canlanma&#8221; sürecine giriyorlar. Fakat bu etkinin kaynağını, sebebini araştıran pek yok. Benzer etkileri Coca Cola, 7 Up ve Sprite gibi içeceklerde yaşatıyor. Tabii arada dozaj farkı var. Peki Red Bull en iyisi mi? Bunu bilmek için içeriğindeki kafein miktarına ve diğer etken maddelere göz atmak yeterli. Fakat işin bir de bilinmeyen tarafları var.<br />
<span id="more-418"></span></p>
<p><strong>B6 Vitamini<br />
</strong><br />
Enerji içeceklerinde başı kafein maddesi çekiyor. Etken maddeler arasında ilk sırada. Aslında çoğu marka, enerji içeceği üretmek için yalnızca kafeinden destek almayı yeterli görüyor. Kafein ile birlikte Taurin, Ginseng ve B vitamini katkılarını görebilirsiniz. Ginseng, normal şartlarda kafein&#8217;i 10&#8242;a katlayabilecek kadar etkili bir bitki fakat pahalı. B vitamini tarafında bol miktarda B6 kullanıldığını görebilirsiniz. B6, protein sentezindeki önemli katkısı nedeniyle yüksek protein diyeti yapan sporcular için olmazsa olmaz bir vitamin. Ayrıca bir nörotransmitter olan serotonin üretimini de tetikleyerek, kırgınlık / karamsarlık gibi depresyon belirtilerinde kullanılıyor.</p>
<div id="attachment_421" class="wp-caption aligncenter" style="width: 595px"><img class="size-full wp-image-421 " title="Ginseng" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/Ginseng.jpg" alt="Ginseng" width="585" height="390" /><p class="wp-caption-text">Ginseng</p></div>
<p><strong>Ginseng</strong></p>
<p>Piyasada üç tür Ginseng bulabilirsiniz. Kore, Sibirya ve Amerikan&#8230; Ginseng&#8217;in vatanı uzak doğu ve Kore Ginseng&#8217;i tercih ediliyor. Alternatifler arasında Brezilya, Alaska ve Hindistan gibi yerler var.  Ginseng, üzerinde en fazla araştırma yapılan bitkiler arasında ilk 3&#8242;e rahatlıkla girebilir. Ortalama büyüme / olgunlaşma süresi 5-6 yıl boyunca sürüyor. Saf olarak almak isterseniz ucuz olmadığını göreceksiniz. Uyku öncesi ve 1 gram&#8217;dan fazla kullanılması önerilmiyor. Sabah insanları için kahvaltıdan önce 1 adet (500 mg) yeterli olacaktır. Yalnız uyku düzenleyici etkisi var. Bazı kişiler kullanımdan birkaç saat sonra ciddi anlamda uyku hissettiklerini belirtmişler. Enerji içeceklerinin çoğunda yer alıyor. Kullanan markaların içeriğinde tadımlık oranda yer alıyor. Belki 30 belki de 50 mg ( özel ürünlerde 400 mg&#8217;a kadar çıkıyor). Ginseng&#8217;in yüzlerce önemli etkisi var ama belli başlı etkileri şöyle;</p>
<ul>
<li>Protein sentezinin hacmini yükselterek, kas onarımını / toparlanma sürecini kısaltıyor.</li>
<li>Beyaz kan hücrelerinin (Lökosit veya White Blood Cells) üretimini tetikleyerek, bağışıklık sistemini koruyor. Yalnız kanındaki lökosit sayısı düşük olan bir insan için daha önemli problemler var demektir. Hemogram tekrarlanmasına rağmen WBC düşüklüğü devam ediyorsa, başka problemler düşünmelisiniz.</li>
<li>Depresyon / Stres durumlarında kullanılması öneriliyor. Geçici değil, uzun vadeli bir takviye olarak destek alabilirsiniz. Depresyon yaşantısında beyin hareketliliği minimum düzeye düşer. Ardından unutkanlık ve odaklanma sorunlarını üst düzeyde yaşayabilirsiniz. Özellikle odaklanmayı burada ilk sıraya alalım. Spor yapmanın ilk kuralı: kusursuz konsantrasyon.</li>
<li>Mide asidini düzenleyerek, sindirim aksaklıklarını gideriyor. Özellikle yüksek karbonhidrat diyetlerinde, karbonhidrat ağırlıklı besinleri günde 4 belki de 5 öğünde yemeniz gerekebilir. Hazım problemleri, diyetinizi olumsuz yönde etkileyecektir.</li>
</ul>
<div id="attachment_428" class="wp-caption aligncenter" style="width: 595px"><img class="size-full wp-image-428 " title="Red Bull" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/Red-Bull.jpg" alt="Red Bull" width="585" height="471" /><p class="wp-caption-text">Red Bull</p></div>
<p><strong>Taurin</strong></p>
<p>Taurin&#8217;i sanırım ilk kez duydunuz. Enerji içeceklerinde yüksek miktarda bulunuyor. Hatta kafein&#8217;den de fazla&#8230; Kendisi bir aminoasit. Yani L-Taurin diyebilirsiniz. L-Arjinin ile birlikte Nitrit Oksit&#8217;i şaha kaldırıyor. Sporcular için Nitrit Oksit&#8217;in önemi çok fazla. Spor sırasında kaslara gönderilen kan miktarının yükselmesi, çalışmanın şiddetinin korunması ve kas gelişiminin tetiklenmesi anlamına geliyor. L-Taurin potasyum ve magnezyum minerallerinin dağılımını regüle edebiliyor. Potasyum özellikle idmandan sonraki kas yıkımının önüne geçiyor. O nedenle idman sonrasında sporcular bir adet muz yiyebillir veya sabah kahvaltısında portakal suyu içebilirler. Magnezyum eksikliğinde kramplarla karşılaşabilirsiniz. Kas kasılmasının sürekliliği için magnezyum önemli. Potasyum eksikliği arkasından güçsüzlüğü getirir. L-Taurin bu iki mineralin kullanımını düzene sokuyor. O nedenle vücut geliştirme sporunda Taurin ve Creatin ikilisi fiziksel dayanıklılığı birkaç kat ileriye taşıyor.</p>
<p style="text-align: center;">&nbsp;</p>
<div id="attachment_455" class="wp-caption aligncenter" style="width: 595px"><img class="size-full wp-image-455 " title="Kafein" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/kafein.jpg" alt="Kafein" width="585" height="465" /><p class="wp-caption-text">Kafein</p></div>
<p><strong>Kafein</strong></p>
<p>Kafein adını çok duyduk. Kimileri uyuşturucu der, bazıları da doping&#8230; Kafein, vücudu zihinsel açıdan etkileyen en önemli maddedir. Kullanımdan ilk 15 dakika içerisinde etkisini hissedebilirsiniz. Eğer tablet formunda kullandıysanız bu süre 30 dakikaya kadar uzayabilir. Enerji içeceklerinin pazarlanmasında büyük rol oynuyor. En kaba tabir ile &#8220;karıncalanma hissi&#8221; yaşatan ve psikolojik olarak sizi güne veya idmana hazırlayan tetikleyicidir. Merkezi sinir sistemini direkt olarak etkilediği için, ortalama 7 saat boyunca aşağıdaki etkilerini sürdürüyor.</p>
<ul>
<li>Beynin odaklanmasını en üst düzeye taşıyor.</li>
<li>Hafıza performansını iyileştiriyor.</li>
<li>Göz içi basınç yükseliyor.</li>
<li>Fiziksel performansı iyileştiriyor.</li>
<li>Kas onarımı hızlanıyor.</li>
<li>Karaciğer ve kalp hastalıkları riski en aza iniyor.</li>
</ul>
<p>Normal dozlarda yukarıdaki etkileri hissetmeniz gerekiyor. Doz aşımlarında da aşağıdaki etkileri yaşayacaksınız.</p>
<p>Merkezi etkiler;</p>
<ul>
<li>Kulaklarda çınlama</li>
<li>Ani sinir</li>
<li>Sıkıntı</li>
<li>Şaşkınlık hali (nadiren)</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Uykusuzluk</li>
</ul>
<p>Kas yapısına etkisi;</p>
<ul>
<li>Titreme ( sık değil)</li>
<li>Seğirme  (sık değil)</li>
</ul>
<p>Deriye etkisi;</p>
<ul>
<li>Dokunma veya acıya duyarlılıkta artış</li>
</ul>
<p>Kalbe etkisi;</p>
<ul>
<li>Kalp çarpıntısı</li>
<li>Düzensiz ritim</li>
</ul>
<p>Solunuma etkisi;</p>
<ul>
<li>Hızlı nefes alma ( kalp ritmi ile alakalı )</li>
</ul>
<p>Evet, enerji içeceklerini meydana getiren temel maddeler bunlardı. Enerji içecekleri tarafında bir ikilem var. Spor salonu çalışmalarında idmandan önce kullanılmaması öneriliyor. Türkiye&#8217;deki ürünlerin üzerinde benzeri yazılar görebilirsiniz. Aslında bu içecekler güne başladığınız dakikalarda kullanılmak üzere hazırlanıyor. Şahsen spordan önce kullanmayı hiç düşünmedim. Zaten çevreme de önermiyorum. İdman öncesi kullanılmamasının şöyle bir nedeni var; bu içeceklerde ( mesela Red Bull ) basit şeker yer alıyor. Basit şekerin idman öncesi kullanılması doğru değil. İdmanın son çeyreğinde tüm kuvvetinizi kaybedebilirsiniz. Basit şeker idmandan sonra alınmalıdır. Bunun nedeni insülin değerini yükseltmek ve kortizol salınımını kesmektir. Basit şeker, hızlı bir şekilde insülini yükseltiyor. Vücuda basit şekeri ya sabah uyandığınız an ya da idmandan sonra sokmalısınız. Bu nedenle enerji içeceklerinin şeker ihtiva edenlerinden uzak durun. Bunun yanında kafein etkisini unutmamak gerekiyor. Kafein vücuda girdiği an fazlasıyla su kullanır. Kafein&#8217;le beraber su tüketimini arttırmalısınız. Eğer kafein&#8217;e rağmen su içim miktarınızı aynı oranda bırakırsanız kramp ve güçsüzlük açığa çıkacaktır. Kafein ile beraber idman öncesi kreatin kullanımını da tercih edenler var. Ki bu doğru değil. Kreatin idman sonrası yani onarım / kurtarma takviyesidir. Kafein + Kreatin beraberliği çok yüksek miktarda sıvı ihtiyacı anlamına geliyor. Enerji içeceklerinin yalnızca isimleri havalı. Benzer etkiyi daha güvenli bir şekilde hissetmek istiyorsanız, yalnızca ve yalnızca kafein tabletlerini kullanın.</p>
<blockquote><p>Kafa karıştıran nokta &#8220;Enerji İçeceği&#8221; isminden kaynaklanıyor. İnsanlar bu ürünleri spordan önce kullanabileceklerine inanıyorlar. Spor ( fitness, vücut geliştirme) salonlarında kullanılması gereken takviyeler daha profesyonel ve yalnızca hedefe yönelik gıdalardan ( Whey Protein, Nitrit Oksit, Kafein, L-Arjinin, Etil Ester / Monohidrat Creatin ve Gainer gibi) oluşmalıdır. Enerji içeceklerinin ilginizi çeken yanı içindeki kafeinden başka birşey değil.</p></blockquote>
<div id="attachment_478" class="wp-caption aligncenter" style="width: 586px"><img class="size-full wp-image-478 " title="Enerji İçecekleri" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/enerji-icecekleri.jpg" alt="Enerji İçecekleri" width="576" height="432" /><p class="wp-caption-text">Enerji İçecekleri</p></div>
<p>Red Bull, JOLT, Rockstar, Starbucks Doubleshot, Coca Cola ve daha birçok ürünü içerdikleri kafein oranına göre sıralayalım ve yazıyı bitirelim. Jolt ve Rockstar gibi içecekler Türkiye&#8217;ye resmi olarak getirilmiyor. Fakat bazılarını &#8220;Amerikan / Polonya / Malatya / Mısır Pazarı&#8221; olarak adlandırılan yerlerde bulmak mümkün. Bu arada Burn&#8217;ü unuttuk. O da Coca Cola&#8217;nın elinden çıktı.</p>
<p>Karşılaştırma için bilgi:<br />
<em><br />
Starbucks Tall Coffee 360 ml&#8217;in kafein miktarı 260 mg.<br />
Demlenmiş kahve 240 ml&#8217;in kafein miktarı 110 mg.<br />
Kafeinsiz kahve 240 ml&#8217;i kafein miktarı 8 mg.<br />
</em></p>
<ul>
<li>Red Bull Energy Drink 250 ml / <span style="color: #000000;">Kafein oranı 80 mg</span>. Basit şeker miktarı <span style="color: #ff0000;">27 gr</span>.</li>
<li>JOLT Energy Drink 360 ml  / Kafein oranı 280 mg. Basit şeker miktarı <span style="color: #ff0000;">30 gr</span>.</li>
<li> Rockstar Energy Drink 500 ml / Kafein oranı 160 mg. Basit şeker miktarı <span style="color: #ff0000;">31 gr</span>.</li>
<li>Starbucks Doubleshot 195 ml / Kafein oranı 130 mg. Basit şeker miktarı <span style="color: #ff0000;">14 gr</span>.</li>
<li>Coca Cola 355 ml / Kafein oranı 35 mg.Basit şeker miktarı <span style="color: #ff0000;">39 gr</span>.</li>
<li>Diet Coca Cola 355 ml / Kafein oranı 45 mg. Basit şeker miktarı <span style="color: #ff0000;">0 gr</span>.</li>
<li>Sprite ve 7-Up 355 ml / Kafein oranı 0 mg. Basit şeker miktarı <span style="color: #ff0000;">38 gr</span>.</li>
</ul>
<p>Gördüğünüz gibi enerji içeceklerinin karbonhidrat kısmını şeker oluşturuyor. Bu demektir oluyor ki, hiçbir enerji içeceği idmandan önce kullanılmamalıdır. Çünkü buradan alacağınız enerji uzun süreli değil, kısa ve ani olacaktır. Spor sırasında kan şekerinin aniden düşmesi direkt olarak yorgunluk, titreme ve baş ağrısı olarak size geri döner. Özellikle yorgunluk kısmını &#8220;el ayak boşalması&#8221; şeklinde tanımlayabiliriz.</p>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fenerji-icecekleri-yalnizca-kafein-depolari-mi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/enerji-icecekleri-yalnizca-kafein-depolari-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PC İnsanı ve Mac İnsanı</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/pc-insani-ve-mac-insani/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/pc-insani-ve-mac-insani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 21:24:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[mac pc reklam]]></category>
		<category><![CDATA[pc mac karşılaştırması]]></category>
		<category><![CDATA[pc mi mac mi?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=370</guid>
		<description><![CDATA[PC / Mac kapışmaları yıllardır süregelen eğlenceli bir tartışma / karşılaştırma konusu olarak bilinir. Her iki tarafta platformlarına zerre kadar toz kondurmazlar. Peki istatistikler neler anlatıyor? Her iki taraf için tartışmaya bile gerek görülmeyen temel fark şu; PC daima çok &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/pc-insani-ve-mac-insani/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>PC / Mac kapışmaları yıllardır süregelen eğlenceli bir tartışma / karşılaştırma konusu olarak bilinir. Her iki tarafta platformlarına zerre kadar toz kondurmazlar. Peki istatistikler neler anlatıyor? Her iki taraf için tartışmaya bile gerek görülmeyen temel fark şu; PC daima çok yönlü, Mac ise daima olması gerektiğinden daha pahalı. Genel profilde Mac kullanıcıları genç ve liberal kesimden oluşuyor. Amatör olarak grafik ve video düzenleme işleriyle uğraşanların tercihi PC, profesyonel tarafta da Mac&#8217;in ağırlığı var. Tabii her şey bu bilgilerle son bulmuyor. 2010 senesinin ilk çeyreğinin sonuna kadar pazar %90&#8242;ı PC kullanıcılardan oluşuyordu. Geriye kalan dilim Mac tarafına ait. PC kullanıcılarının %22&#8242;sinin yaş aralığı 35-49; Mac kullanıcılarının %22&#8242;si de 18-34 yaş aralığındaki kullanıcılardan oluşuyor. Mac kullanıcılarının yarısından çoğu ( %52 ) şehir hayatından vazgeçemiyor. PC tarafında %18&#8242;lik dilim varoş / kenar mahalle olarak adlandırılan yerlerde yaşıyor. %21&#8242;lik kesiminde kırsal yerlerde ( köy, çiftlik gibi ) hayatını sürdürüyor.</p>
<p><span id="more-370"></span></p>
<div id="attachment_371" class="wp-caption aligncenter" style="width: 614px"><img class="size-full wp-image-371" title="Mac-PC" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/macpc.jpg" alt="PC-Mac" width="604" height="453" /><p class="wp-caption-text">PC-Mac</p></div>
<p>Eğitim tarafına da eğilelim. PC kullanıcılarının %54&#8242;ü 4 yıllık üniversite ya da yüksek lisans eğitimini tamamlayanlardan oluşuyor. Aynı sözler Mac kullanıcılarının %67&#8242;si için söylenebilir. Nüfusa göre yayılımla ilgili bilgiler bunlardan ibaret. Şimdi kişisel tarafa yaklaşabiliriz. PC kullanıcılarının %23&#8242;ü partilere katılıyor veya parti düzenliyor:). Mac kullanıcılarının %50&#8242;si bu konuda daha sosyal. PC kullanıcılarının %38&#8242;si matematiksel kavramlarda daha yetenekli görünüyor. Mac kullanıcılarının %12&#8242;si PC kullanıcılarına göre daha güçlü sözel anlatıma sahip. PC kullanıcıların %21&#8242;i Mac kullanıcılarına göre daha empresyonist ( izlenimci ). Diğer yandan Mac tarafındaki sanata yatkınlık modernliğe ve tasarım meraklısı kullanıcılardan oluşuyor. PC kullanıcılarının %71&#8242;i stillerini rastgele tanımlıyorlar ve rahat kotlar tercih ediyorlar. Mac kullanıcıları şık, lüks ve benzersiz tasarımlarla (retro gibi) tarzlarını belirliyorlar. Mac kullanıcılarının %52&#8242;si Harley yerine Vespa tercih ediyor.</p>
<div id="attachment_385" class="wp-caption aligncenter" style="width: 614px"><a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/snack.jpg"><img class="size-full wp-image-385" title="Çerez" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/snack.jpg" alt="Çerez" width="604" height="357" /></a><p class="wp-caption-text">Çerez</p></div>
<p>PC ve Mac kullanıcılarının bilgisayar başındaki atıştırmaları bile farklı. Abur cubur sevgisinde PC kullanıcılarının Mac kullanıcılarına karşı %10&#8242;luk bir üstünlüğü var. Üstünlük demek ne kadar doğru bilmiyorum ama PC kullanıcıları tek tip atıştırmaları (çerez gibi) seviyor. Mac tarafında da tuzlu cipsler ve PC kullanıcılarıyla benzer şekilde atıştırmalar yaygın. Mac kullanıcılarında vejetaryenlik PC kullanıcılarına göre %80 daha fazla. PC kullanıcılarının McDonald&#8217;s patates kızartmasına olan ilgisi %34&#8242;lük bir paya sahip. Patatesleri %22 ile biftek izliyor. Mac kullanıcılarının %40&#8242;ı bistro tipi patates kızartması seviyor. Normal patates kızartmasının payı %24.</p>
<h3>Hafif içecekler</h3>
<p>PC: Pepsi ve portakal suyu</p>
<p>Mac: Limonata ve Root Beer (http://en.wikipedia.org/wiki/Root_beer)</p>
<h3>Sandviç</h3>
<p>PC: Ton balığı, Patty Melt ( http://en.wikipedia.org/wiki/Patty_melt)</p>
<p>Mac: Humus, Shawarma ( Döner) ve Bahn Mi ( Vietnam tarzı sandviç )</p>
<p>Televizyon tarafında da farklı tercihler var. PC kullanıcıları Smallville seviyor. Mac tarafında da Bored to Death (ki ben de çok severdim). PC kullanıcılarının %74&#8242;ü Hollywood filmlerini izliyorlar. Mac kullanıcıların %95&#8242;i Indie olarak bilinen bağımsız / özgün filmleri takip ediyor.</p>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fpc-insani-ve-mac-insani%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/pc-insani-ve-mac-insani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İç saat, Melatonin, Oreksin; uykun,iştahın, depresyonun</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/ic-saat-melatonin-oreksin-uykunistahin-depresyonun/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/ic-saat-melatonin-oreksin-uykunistahin-depresyonun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 09:25:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon uyku]]></category>
		<category><![CDATA[insomnia]]></category>
		<category><![CDATA[melatonin ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama uyku süresi]]></category>
		<category><![CDATA[siesta uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[uyku hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku problemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz yılın ortalarından sonra düzene sokabildiğim ve bundan mutluluk duyduğum bir uyku düzenim var. Oysa birkaç sene öncesine kadar sabahlamayı bir marifet olarak ele alan ve yaklaşık 10-12 kilo kaybeden bir insandım. O dönemlerdeki ilk sorun tabii ki biyolojik saatimin &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/ic-saat-melatonin-oreksin-uykunistahin-depresyonun/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yılın ortalarından sonra düzene sokabildiğim ve bundan mutluluk duyduğum bir uyku düzenim var. Oysa birkaç sene öncesine kadar sabahlamayı bir marifet olarak ele alan ve yaklaşık 10-12 kilo kaybeden bir insandım. O dönemlerdeki ilk sorun tabii ki biyolojik saatimin bozulmasıydı. Bu arada biyolojik saat hakkında biraz bilgi verelim. Ağızlarda sık sık dolaşıyor ama nereden geldiğini de bilelim. Her insanın bir iç saati var. Yetişmeniz gereken bir buluşma vs olduğunda, buluşmaya 5 kala uyanır veya uyarılırsınız. Gerçi bu işi artık mekanik saatlerimiz yapıyor. Biyolojik saatin yani iç saatin varlığına en güzel kanıt 18. yüzyılın başlarında mimoza çiçeklerinden -evet, karşınıza çıkan her canlının biyolojik saati var:)- elde edildi.</p>
<p><span id="more-297"></span></p>
<p>Fransız astronom dostumuz, mimozalarının her sabah aynı saatte güneşe doğru yükselmeye başladığını fark ediyor. Birkaç gün izledikten sonra bunun yalnızca ışıktan kaynaklandığını düşünürken, kendince bir test yapmaya karar vererek, mimozaları zifiri karanlık bir odaya bırakıyor. Fakat ışığın yokluğu mimozaların sabahları aynı zamanda açılıp, akşamları da aynı zamanda kapanmasına engel olmuyor.  Yıl 1729&#8242;a geldiğinde yapılan çıkarım şöyleydi; &#8220;Bitkinin etkinliği, yatağa bağlı bir hastanın gündüz ile gece arasındaki farkı hissetmesini sağlayan o hassas duyu ile bağlantılıdır&#8221;. Araştırmaların diğer çiçekler üzerinde devam ettiği bir dönemde, doğa araştırmacısı Carl von Linne, biyolojik saatlerini saptadığı 12 adet farklı çiçeği toplayarak, onlardan kendisine bir saat yaptı! Evet, bildiğiniz çiçek saati. Çiçeklerin açılışları ve kapanışları yarım saatte bir doğru zamana işaret ediyordu. Tabii hem fransız hem de doğa araştırmacısı olan dostlarımız karşılaştıkları ölçümün sistemini çözememişlerdi. Yani biyolojik saati keşfettiklerinin farkında olamadılar. Bu arada Öglena&#8217;yı bilirsiniz, tek hücreli hayvancık. Onun bile iç saati var. İnsanı da bilirsiniz, 100 milyara yakın hücresi var ve her hücrenin kendi iç saati tıkır tıkır çalışıyor. Her yanımız kronometrelerle dolu:).</p>
<div id="attachment_304" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-304" title="oglena" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/oglena.jpg" alt="Öglena / Euglena" width="500" height="353" /><p class="wp-caption-text">Öglena / Euglena</p></div>
<p>Peki bu saat bozulursa ne olur? Nasıl ayarlanır? Burada ilginç detaylar var. İç saatimizin merkezi beynimizin her iki alanında, burun köklerinin birkaç santimetre arkasında yer alıyor. İsmi görme siniri çaprazı ve sadece mercimek büyüklüğünde bir sinir. Bu sinir zarar gördüğünde yaşamınız alt üst olur. Yemeniz, uyumanız / uyanmanız birbirine karışır. İç saatin ayarlanması için güneş ışığına muhtacız. Bu cümle çok önemli çünkü Oreksin&#8217;e değinmeye doğru yol alıyoruz. İç saati ayarlayan sinirin vücudumuzun neresinde yer aldığını öğrendik. İki görme sinirinin kesiştiği nokta&#8230; Bu bölgenin optimizasyonu güneş ışığından geçiyor. Sabahın ilk ışığı gözlerinize değdiğinde siz uyanmaya çok yakınsınız. Gözlerinize düşen ışığın bilgileri anında görme siniri çaprazına ulaştırılıyor. Sabah erken uyanmanın iyiliğine dair atasözlerinin olması boşuna değilmiş demek ki. Hormanları çok seviyoruz. Sohbetler arasında da bol bol kullanırız. Serotonin, Adrenalin ve Dopamin laf aralarına en fazla karışan hormonların ( aslında Serotonin ve Dopamin hormon değil nörotransmitter ) başında geliyor. Buradaki konuyla alakalı olarak bir de melatonin hormonumuz var. Bu hormon hakkında da bilgi sahibiyiz. Çünkü karşımıza uykusuz birisi çıktığında veya uyumamaya direnenler olduğunda hemen anlatmaya başlarız.</p>
<blockquote><p>Bak dikkat et; saat 21.00 olduğunda melatonin salgısı başlar. Vücudun uykuya hazırlanır.</p></blockquote>
<p>Melatonin bizler gibi bilgisayarın en müzmin bağımlıları için ne zaman salgılanacağı veya üzerimizde ne derece etkili olacağı belirsiz bir hormon. Genellikle 21.00&#8242;in ilk dakikaları içerisinde salgılanıyor olsa da, 18-24 yaş aralığında bu hormonun en fazla 23.00 &#8211; 23.30 aralığında salgılanmaya başlandığı biliniyor. Bu zaman diliminin üzerine eklenen her saat, hormonun etkisini de azaltıyor. Çünkü her saat, bedenimizi gün ışığına yaklaştırıyor. Biyolojik saat ve Melatonin ilişkisi oldukça kuvvetli&#8230; Biyolojik saatiniz günlük ritminizin, melatonin hormonu da kimyasal temizliğinizin sorumluluğunu ele alır. Kimyasal temizlik süreci yalnızca derin uykuya girdiğinizde başlıyor. Hücreler yenileniyor ve vücut onarılıyor (kanser hastalarının karanlık odalarda bırakılmalarının nedeni de bu). Melatonin salgı süreci 07.00 &#8211; 08.00 aralığında &#8220;tamamen&#8221; son bularak, Oreksin oranı yükseliyor. Bu aralığın güneşin doğduğu ve iç saat merkezi sinirinin uyarıldığı zaman aralığına işaret ettiğini fark ettiniz sanırım. Peki sabah uyandığımızda neden sinirli, üzgün ve amaçsız hissediyoruz? Hatta dokunsalar ağlayacaksınız değil mi? Uyanmanın ilk anı, yataktan kalkmak değil gözlerin açılmasıdır. Gözleriniz açıldığı zaman tekrar uyumaya çalışmayın. Bu ısrarınız beyninizi yoruyor. Gözler açıldığında şunu bilmelisiniz; melatonin vücudunuzdaki son dakikalarını geçiriyor. Yarım saat içerisinde Serotonin ve Endorfin vücudunuzu kaplamaya başlayacak. Tabii gece uyuduysanız! İşte sıkı depresyonların en zorlu sürecinin neden sabahın ilk saatleri olduğunu öğrenmiş olduk. Bu bölümü şöyle özetleyelim;</p>
<blockquote><p>Uyumadığınız zaman beyniniz bunu bir beceri olarak algılayacaktır. Melatonin salgılama aralığı saatler sonrasına aksayacak ve mutlu hissetmenizi sağlayacak olan Serotonin / Endorfin etkisi büyük oranda azalacaktır. Melatonin etkisine gösterilen direnç, derin uyku ve REM dönemine girmenizin önüne geçerek hafıza problemlerini karşınıza çıkaracak. Yani öğrendikleriniz ( şarkı sözleri, isimler vs ) uzun süreli belleğe aktarılamayacak. Çok çok önemli bir not; bazı takviye gıda firmaları Serotonin ve Melatonin gibi vücudun ürettiği kimyasalları dışarıdan tablet şeklinde yutabileceğiniz forma getirerek satıyorlar. Bu size önemli zararlar verebilir. Vücudun ürettiği hiçbir hormonu dışarıdan almayın. Bu durumda vücut üretimi durdurabilir ve iç saatiniz tamamen zelzeleye maruz kalabilir.</p></blockquote>
<blockquote><p>Vücudun kimyasalları, elektromanyetik dalga yayan her ortamdan etkilenir. Bilgisayarlar, cep telefonları ve televizyonlar elektromanyetik dalga yayan cihazların en yaygın şekilde kullanılanları olmasının yanında, bu üçüyle de iç içe yaşıyoruz. Melatonin bu konu da çok daha hassas. Bilgisayar başında vakit geçirenlerin uyku bozukluğuna maruz kalmaları ve melatonin evresinin zirve yaptığı dönemi rahatlıkla atlatmaları da buradan kaynaklanıyor.</p></blockquote>
<div id="attachment_317" class="wp-caption aligncenter" style="width: 535px"><img class="size-full wp-image-317 " title="insomnia" src="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/insomnia.jpg" alt="Insomnia" width="525" height="372" /><p class="wp-caption-text">Insomnia</p></div>
<p>Peki, geceyi öğrendik. Gündüz nasıl ayakta duruyoruz? Bu enerjinin kaynağı nereden geliyor? Karanlık tarafın efendisi Melatonin, gündüzün efendisi de Oreksin hormonudur. Şu an bu kelimeleri yazabiliyorsam, bunu Oreksin&#8217;e borçluyum. Melatonin insan ömrünü uzatan, çok güçlü antioksidan özelliğine sahip, iç saate yardım eden ve kesinlikle küstürülmemesi bir hormondu. Oreksin&#8217;in elinde neler var? Oreksin gündüzleri bayrağı Melatonin&#8217;den devralıyor. Tabii uyanık kalmanızı sağlayan tek hormon bu değil. Neyse biz konuya dönelim&#8230; Oreksin son dönemlerde uyku bozukluğunun nedeni olarak gösteriliyor. Oreksin etkisinde kalan bir beyin melatonini unuttuğu için, kişinin insomni ( en ciddi uyku hastalığı ) sürecine girmesi hız kazanıyor. Oreksin etkisini azaltmaya yönelik uyku ilaçlarının geliştirilmesi bu yöndeki ilk adım. Oreksin yalnızca uyanıklık tarafıyla kısıtlı değil. Gün içerisindeki enerjimizi ve doğal olarak yemek yememiz gereken saatleri de regüle edebiliyor. Beyin / Mide arasındaki iletişim oreksin&#8217;in kontrolünde tutuluyor. Eğer oreksin bu sinyali göndermezse, glukoz metabolizmasının dengesi bozulur. Beyin enerjisi azalır, vücut katabolik yapıya geçerek kilo ve kas kaybı süreci başlar.</p>
<p>Yazı başlığında ismi geçen hormon ve nörotransmitter kahramanların ortak bir probleme neden olduğu biliniyor. Çağın en büyük zihinsel rahatsızlığı depresyondan bahsediyoruz.</p>
<ul>
<li>Melatonin aradan çıkarıldığında karşımıza insomnia geliyor.</li>
<li>Oreksin işleyişi zarar gördüğünde kilo kaybı ve paralel olarak depresyon başlangıcına giriliyor.</li>
<li>Oreksin artışı melatonini devreden çıkarıyor ve bağışıklık sistemi zaman geçtikçe zayıflamaya başlıyor.</li>
<li>Oreksin eksikliği paradoksal bir biçimde uzun vadede obezite&#8217;ye yol açıyor. Burada vücudun kalori / yağ depolanma durumunu kontrol eden Leptin ile ilgili bir ilişki var.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 20px; font-weight: bold;">Akdeniz&#8217;in Siesta alışkanlığı</span></p>
<p>Gece kafayı vurup deliksiz bir uykunun sıra dışı olarak nitelendirebileceğimiz olumsuz bir yanı olmayabilir. Fakat geçmiş senelerde tek parçalık uyku yerine iki parçalı uyku tercih ediliyordu. Özellikle akdeniz ülkelerinde bilinen siesta uykusu da buradan geliyor.  Siesta sayesinde gece boyunca uyumak zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü uykunun bir kısmını (1,30, 2,00 saat) gündüz vakti ödeyerek, gece uykusunu 4 saate kadar düşürebiliyorsunuz. Artık insanların Siesta yapabilecekleri zaman aralıkları pek yok. Bunun yerine şekerleme tercih ediliyor. Şekerlemenin Siesta&#8217;dan büyük zaman farkı var. Siesta 2 saate kadar uzayabilir ama şekerleme 15 dakikayı geçmemelidir. Zaten insan bedeni normal şartlarda 20 dakika içerisinde derin uykuya giriyor. Gündüz vakti derin uykuya girmek, uyanmanız sırasında birkaç tokat yemiş gibi hissettirecektir. Uykuyu eski düzenine sokmak biraz zahmetli bir süreçten geçmenizi gerektiriyor. Uyku düzeni 24 saatin 7-8 saatini uykuya ayırmanız anlamına gelmiyor. Burada doğru beslenmenin payı daha önemli bir yere sahip. Sağlıklı bir bedenin ortalama uyku süresi 7 saat. Bu süreçte her türlü yenilenme ve onarım işlemi gerçekleştiriliyor. Yalnız yaşlı insanların uyku ihtiyacı 10 saate kadar artabilir. Bu sağlıksız olduklarının göstergesi değil, sadece yavaşlayan metabolizma ile alakalı bir durum. Büyüme hormonu da derin uyku sürecinde salgılanıyor. Bebeklerin 24 saatin çok büyük parçasını uyuyarak geçirmelerinin nedeni de budur. Bebeklerin ve yaşlı insanların ortalamanın üzerinde uyku ihtiyacı hissetmeleri tamamen normal olduğu gibi, tam aksi bir durumun gözlemlenmesi sağlık problemlerine işaret edebilir. Yaş aralıklarına göre uyku ihtiyaçlarını şöyle sıralayalım;</p>
<ul>
<li>1-12 ay: 14-18 saat</li>
<li>1-3 yaş: 12-15 saat</li>
<li>3-5 yaş: 11-13 saat</li>
<li>5-12 yaş: 9-11 saat</li>
<li>Yetişkin insan: 7-8 saat</li>
<li>Hamile kadın: 8 saat ve yukarısı</li>
</ul>
<p>12 yaş ardından ergenlik dönemi başlıyor. Yetişkin çağını da 18&#8242;den başlatabiliriz. Bu dönemde akıllı bir insan 8 saat uykuyu geçmemeli. Hele hele sporcuysanız, kas ve kuvvet gelişimi için 7 saati hedeflemelisiniz. Lakin günümüzde genç insanların aşırı uyku uyuma isteklerini anlamak güç. 10-11 saat arası uyuyorlar. Bu da bir problem ve Hipersomni&#8217;nin yolunu açabilir.  Aşırı uyku, günleri kaybetmenize neden oluyor. Sabah güneşini kaçırmak iç saati bozuyor, yataktan çıkmadığınız için serotonin salgısı başlamıyor ve kortizol seviyesinin azalması beklenirken, aksine daha da yükseliyor. Beraberinde kaygı ve motivasyon kaybı zirveye ulaşıyor. Bu 3 faktör yağ hücrelerinin genişlemesine, doğal olarak kilo almanızın yolunu açarak, seksüel uyarılmanın şiddeti hafifliyor.</p>
<h2>Uyku düzenini iyileştirmeye yönelik öneriler</h2>
<p>Kötü uykuyu yoluna koyabilirsiniz. Uykunun düzene girmesi kahvaltıya uyanacak kadar dinç olmanızın yolunu açacak. Kahvaltı öğününü kaçırmadığınız için beyin vücudu koruma altına almayacak ve ilk öğünü enerji olarak kullanarak, sonraki iki veya üç öğüne vücudunuzu hazırlayacak. Kaliteli uykuya dair öneriler;</p>
<ul>
<li>Aynı saatte uyumalı ve aynı saatte uyanmalısınız. Fakat bunu haftanın 7 günü alışkanlık haline getirmeniz gerekiyor. İnsanlar haftasonu ortalama 3 saat daha fazla uyuyorlar.</li>
<li>Diş fırçalayın, yüz yıkayın, hafif müzik dinleyin ve fırsatınız varsa normal tempoda yürüyün. Tüm bunları rutinleştirmeniz gerekiyor. Böylece beyniniz siz her gece dişinizi fırçalayıp, yatağa girdiğinizde uyumanız gerektiğinin farkına varacaktır.</li>
<li>Uyuduğunuz odayı en sessiz ve yalın hale getirin. Uyarıcıları odadan atın. Bilgisayar ve televizyonun kapalı olması bir şey ifade etmiyor. Evinizde elektrik olduğu sürece, kumandayı elinize almanız an meselesi. Yatak odanızı yalnızca uyumak ve ilişkileriniz kullanın.</li>
<li>Yemek yemek ve dergi / kitap okumaları hatta ödemeniz gereken faturalarının kontrolünü yatak odasının dışında yapın.</li>
<li>Uyumadan önce 4-5 saat önce uyarıcı gıdalardan uzak durun. Kahve, çay, çikolata ve kola bu uyarıcıların başında geliyor. Özellikle kahve ve kola&#8217;yı hayatınızdan çıkarın. Kafein içerin bu içeceklerden kahveyi, sabah kahvaltı ile beraber için. Kan dolaşımını hızlandırarak, beyin aktivitelerini hızlandıracaktır. Kafein içeren içecekleri 12 saat öncesinden vücudunuza sokmalısınız. Normalde vücudumuzda 6 saat boyunca etkinliklerini sürdürüyorlar ama uyarıcı etkisi bir 5-6 saat daha devam ediyor.</li>
<li>Diüretik içecekler ve gıdaları son öğününüzden çıkarın. Eğer yüksek tansiyon probleminiz yoksa bu idrar atım hacmini birkaç kat büyüten içecekleri ( yeşil çay, siyah çay, kahve gibi) kullanmamalısınız. Bedenin derin uykudan yalnızca idrar atımı için uyandırılması, sabahınızı mahvedebilir.</li>
<li>Birden fazla yastık: Bacaklarınızın arasına veya belinizin altına yastık takviyesi yapın.</li>
<li>Uykudan uyandığınız an kortizol / melatonin etkisinde olacaksınız. Düşünmeden kalkın ve evin başka bir odasına sanki bir iş yapacakmışsınız gibi gidin ve çekmeceleri karıştırın.</li>
<li>Stres ve kaygı uykuyu engeller. Bunun ilk belirtisi uykuyu hissetmenize rağmen yatakta dolanıp durmanızdır. Sıcak banyo ilk tercihiniz olsun. Ardından yanınıza içinde görsel barındırmayan bir kitap alın. Dergilerdeki görseller beyninizi sürekli uyaracaktır.</li>
<li>Eğer GÖRH probleminiz yoksa, uyumadan önce hafif aperatifler atıştırın. Bol karbonhidratlı ve ağır yemeklerden uzak durun. Mideniz ekşimesin:).</li>
<li>Çalar saatin melodisini siz ayarlayın. Klasik çalar saat zilleri insanların beyninde bir düşman görmüş etkisi yaratıyor. Telefonunuza dinlerken mutlu olduğunuza inandığınız ve dinlendiğiniz bir müzik yükleyin. Mümkünse enstrümantal olsun. Sözler duymayın.</li>
<li>Işığı kapatın. Retinaya ışık düştüğü sürece uyumakta zorlanacaksınız. Göz kapaklarınızı kapatarak bunu engelleyeceğinizi düşünmeyin. Sarı ve beyaz oda lambalarını beynimiz tanıyor ve bu renk ışıklar açık olduğunda uyumadığınızı düşünecektir.</li>
<li>Egzersiz yapın. Kasların en güçlü zaman aralığı 16.00 &#8211; 17.00 arasıdır. Bu aralıkta idman yaparak vücudunuzu en yüksek şiddete maruz bırakabilirsiniz.</li>
<li>Güneş altında dolaşın. Evet güneşi görün. Güneş uyku / uyanma döngülerini sıfırlayarak tekrar düzenleyecektir.</li>
<li>Pencere aralığını unutmayın. Odanıza inceden temiz havanın girmesine izin verin.</li>
</ul>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fic-saat-melatonin-oreksin-uykunistahin-depresyonun%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/ic-saat-melatonin-oreksin-uykunistahin-depresyonun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Plasebo mu?</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/plasebo-mu/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/plasebo-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Feb 2011 18:15:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[plasebo ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[plasebo etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[plasebo nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=220</guid>
		<description><![CDATA[Dün bekleme odasında muayene için sıradaydım. Karşımda da iki kadın, kullandıkları ilaçlardan bahsediyorlar. Kadınlardan bir tanesi fazla uzatmadan lafı plasebo&#8217;ya getirdi. Şimdi dikkat et, ilk kez geldiğin için sana plasebo gibi şeyler verebilir. Hemen ardından aklıma Dan Ariely&#8217;den birkaç cümle &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/plasebo-mu/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün bekleme odasında muayene için sıradaydım. Karşımda da iki kadın, kullandıkları ilaçlardan bahsediyorlar. Kadınlardan bir tanesi fazla uzatmadan lafı plasebo&#8217;ya getirdi.</p>
<blockquote><p>Şimdi dikkat et, ilk kez geldiğin için sana plasebo gibi şeyler verebilir.</p></blockquote>
<p><em>Hemen ardından aklıma Dan Ariely&#8217;den birkaç cümle geldi.</em></p>
<p><span id="more-220"></span></p>
<p>Plasebonun ne anlama geldiğini az çok biliyoruz. Lakin bu latince kelimenin ( anlamı: memnun edeceğim ) ilk defa kullanıldığı yer bir hayli ilginç.  Geçmişi 14. yüzyılda cenazelerde ölüye ağlamak ve hıçkırmak için ücretle tutulan sahte ağıtçılara dayanıyor. Bizim bildiğimiz hali, yani tıp dünyasında terimleşmesi de yaklaşık 1700 senelerinin başı, yani tıp alanında bolca deneysel çalışmaların gerçekleştirildiği zamanlara denk geliyor. Günümüzde plasebolar yalnızca psikolojik etki sınırlarında kullanılsalar da, geçmiş yıllardaki fiziksel deneylere de malzeme edilmiş. Yani ciddi ciddi herhangi bir ameliyat yönteminin işe yarayıp yaramadığına karar vermek için &#8220;ameliyat edilen&#8221; insanlar vardı.</p>
<p>1794 senesindeki ilk plasebo örneği İtalya&#8217;lı doktor Gerbi&#8217;ye ait. Gerbi&#8217;ye göre solucanların salgılarını ağrılı bir dişe sürdüğünüzde, söz konusu ağrı 1 sene boyunca kayboluyordu. Gerbi&#8217;nin bu tedavi yöntemi yüzlerce hastanın 68% &#8216;lik diliminde olumlu sonuç vermiş. Tabii böyle bir tedavi gerçek değil. Plasebo olarak kullanılan ilk ilaçlarda en az &#8220;Solucan salgısı&#8221; kadar ürtütücü; kara kurbağa gözü, yarasa kanadı, kokain, maden suyu, elektrik akımı, cıva!, kurumuş tilki ciğeri ve mumya boyası vs.</p>
<p>Mumya boyasının özel bir yeri var. Bu tedavi yöntemi  suikaste uğrayan Abraham Lincoln üzerinde uygulandı. Hem de ölmüş bedenine! Mumya boyası da aslında tozlaştırılmış Mısır mumyasından ibaret. Çare olduğu dertler arasında neler yok ki? Kırıklar, felçler, migren, ülser ve epilepsi&#8230;</p>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fplasebo-mu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/plasebo-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biraz dikkat edilmezse</title>
		<link>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/biraz-dikkat-edilmezse/</link>
		<comments>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/biraz-dikkat-edilmezse/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Jan 2011 22:29:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayberk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Geldi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[Halen Apple&#8217;dan senede 1 dolar maaş alan Steve Jobs, daha önce kovulduğu şirketine &#8220;Geçici CEO&#8221; olarak -1997 senesinde- döndüğünde şu cümleyi kuruyor; &#8220;Apple muhteşem varlıklara sahip ama biraz dikkat edilmezse şirket,eee,şirket,eee -doğru sözcüğü bulmaya çalışıyorum- eee, şirket çökebilir.&#8221; Bu sözlerin &#8230; <a href="http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/biraz-dikkat-edilmezse/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halen Apple&#8217;dan senede 1 dolar maaş alan Steve Jobs, daha önce kovulduğu şirketine &#8220;Geçici CEO&#8221; olarak -1997 senesinde- döndüğünde şu cümleyi kuruyor;</p>
<blockquote><p>&#8220;Apple muhteşem varlıklara sahip ama biraz dikkat edilmezse şirket,eee,şirket,eee -doğru sözcüğü bulmaya çalışıyorum- eee, şirket çökebilir.&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu sözlerin üzerinden yaklaşık 10 sene sonra, firmanın satışları üç kat arttı ve Apple&#8217;ın hisseleri yüzde 1.300 oranında değer kazandı. </p>

<div class="like">
<iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ayberkkimsesiz.com.tr%2Fbiraz-dikkat-edilmezse%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:62px; "></iframe>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/biraz-dikkat-edilmezse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

